Sizde duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz...

HAYATTA EN SEVMEDİĞİM ŞEY ajitasyon yolu ile sempati veya taraftar toplamaya çalışan gruplar, eylemciler, sosyal yardım projeleridir. Bana kalırsa bu şekilde sorunların artmasına enerjisel olarak daha çok katkıda bulunurlar. Pürlen ile bu kitabı ilk konuşmaya başladığımızda içimde aynı kaygı vardı. “Eyvah” demiştim, “Şimdi televizyonda bile karşılaştığımda kanal değiştirdiğim; fonuna acıklı bir müzik dayanmış; kötü bir ses tarafından sahte bir acıklılıkla seslendirilen programlardan birinin kitabını okumak durumunda kalacağım.” Hiç alakası yokmuş! Nasıl güzel bir anlatım! Nasıl güzel bir bakış açısı! Nasıl keyifle okunan hikâyeler; insanların karşılaştıkları bir hastalık bile olsa… Evet, hepimiz sorunlar yaşayabiliyoruz. Evet, aslında istemediğimiz durumlarda bulabiliyoruz kendimizi. Ama önemli olan ne yaşadığımız değil, içinden nasıl geçmeyi seçtiğimiz. İşte bu kitap bunun en güzel örneği. O kadar etkileyici ki, okumayı bitirdiğimde içimden şu cümle geçti: “Acaba kalp kardeşi olarak ben ne yapabilirim? Nasıl yardımcı olabilirim?” Sanırım bu kitap tam anlamı ile amacına ulaşmış, hedefi on ikiden vurmuş diyebiliriz. Sonsuz tebrikler. Kalbinize sağlık.


AYKUT OĞUT- Yazar

PÜRLEN’LE TANIŞMAMIZ uzun yıllar öncesine dayanıyor. Her şeyin tozpembe göründüğü ortaokul yıllarına… Ufak tefek olaylar nasıl da güldürürdü bizi. Yıllar birçoğumuzu olduğu gibi, bizim yollarımızı da ayırdı. Seneler sonra Pürlen beni arayıp “Bir kalp kardeşinin olmasını ister misin?” diye sordu. Her yıl birçok bebeğin kalp anomalisi ile doğduğunu söyleyip oğlunun da yıllar önce kalp rahatsızlığı ile doğduğunu, yaşadıkları nefes kesen mücadeleyi anlattı. Sarsıldım… Hem de çok sarsıldım. Hiç kimseye hele ki bebeklere, çocuklara hastalıkların hiçbir türünü yakıştıramıyorum. Bir de söz konusu rahatsızlık en hayati organımız olan kalp olduğunda, kelimeler kifayetsiz kalıyor. Küçücük bedenlerin saatler boyunca ameliyat masasında verdikleri yaşam mücadelesi akıllara durgunluk veriyor. Bununla birlikte, böylesine zorlu ameliyatları büyük başarı ile atlatıp normal yaşamlarına devam eden bugünün bebekleri, yarınlarımızın armağanı olan gençlere teşhis ve tedavi imkânlarının arttırılabilmesi için toplumumuzun, kurumlarımızın her kesiminden yardım ellerinin uzatması gerektiğini düşünüyorum. Geleceğimizin armağanı olan çocuklarımız ağlamamalı! Her biri gülmeli, kahkahalar atmalı… Kalp Kardeşliği Hareketini gönülden destekliyorum.

SABA TÜMER , Program Yapımcısı ve Sunucu

DÜŞÜNSENİZE, HAYATINIZ BOYUNCA kalbinizde bir delik var bilmiyorsunuz; damarlar iç içe geçmiş boğulmuş, farkında değilsiniz. Hayatı doğumdan itibaren böyle yaşanır zannediyorsunuz. Bir de dans ederek yaşıyorsunuz. Nasıl yani? Öyle işte, günde sekiz saat dans ederek. Ha, bir de bunu yirmi altı yılla çarpın... İlginç değil mi? Siz dans ederken, her şey iyi gidiyor sanırken, neredeyse sahneden ameliyat masasına yatırılmak… Sinema bileti almaya gider gibi hastaneye gitmek… Paşa paşa işlemlerinizi kendiniz halledip sıranızı beklemek. O kadar da rahat diyebiliyorlar ki; “Open heart surgery” diye. Açık kalp ameliyatı… Sanki azı dişimi çekecekler… Hani şoktan mı neden kelimeleri tek tek beyninizde çevirip hazmetmeniz gereken ne varsa zamana yedirmeye çalışıyorsunuz. Yani bir de bunun heyecanı eksikti otuz sekiz yıllık kalbe. Korktum… Neyse bir arkadaşımın bana söylediği gibi “Affet her şeyi, kendini dâhil” cümlesi güzel bir paravan oldu hissetmek istemediğim duygulara. Geriye bir tek kendimi emanet ettiğim doktorlarla inancım kaldı. Ve uyudum. Hadi bunlar benim tarafımdan anlatılanlar. Ya annem, o nasıl anlatır yaşadıklarını? En azından artık bir baba olarak biliyorum küçük kızım yere düştüğünde hissettiği acının mislini yaşıyorum. Ya anneler beyaz gömlekli doktorlara çocuklarını emanet ettiklerinde o duygu, işte o duygu her zaman sadece hoş bir iz olarak kalsın belleklerde...

TAN SAĞTÜRK, Bale Sanatçısı

DORUK, ÜÇ YIL ÖNCE okulumuza rüzgâr sörfü öğrenmek için başvurdu. Doldurduğu formu incelediğimde şaşkınlığımı gizleyemedim. On üç yaşına kadar, biri açık kalp ameliyatı olmak üzere toplam üç müdahale geçirmişti. Karşımda duran bu son derece sağlıklı ve yapılı gencin böylesine zorlu ameliyatlar geçirdiğine inanmak güçtü. Rüzgâr sörfünün kuvvet isteyen bir spor olması nedeni ile Doruk’la ailesine bu konudaki hassasiyetimizi dile getirdim. Doruk söze atlayıp doktorlarının, kendisini zorlamadan günde bir saat spor yapmasını desteklediklerini söyledi. “Bora ağabey merak etme, sörfü meslek olarak yapmayacağım” diye de ekledi. “Bu sporu seyrederken heyecanlanmak yerine, tadını çıkarmak istiyorum. Kalbim yorulduğunda bana zaten işaret veriyor. Yani, ne zaman duracağımı iyi biliyorum. Bu arada, korkma… Şampiyonluğunu elinden alacak falan değilim!” Bu genç bizi hem şaşırtmış, hem duygulandırmıştı. Hepimize, ne durumda olursak olalım hayata sıkı sıkıya bağlanmamız için ne kadar çok sebebimiz olduğunu hatırlatmıştı. Ailesinden de onay aldıktan sonra derslere başladık. Birinci haftanın sonunda trapez takmaya başlamıştı bile. Doruk şu anda on yedi yaşında. Son üç senedir her yıl düzenli olarak okulumuza gelip, bir iki hafta rüzgâr sörfünü adı gibi tutkuyla yapıyor, hayatını ve hayatımızı renklendirmeye devam ediyor. Ülkemizde ve dünyada kalp rahatsızlıklarından kaynaklanan ani ölüm haberlerini büyük üzüntüyle karşılıyorum. Bununla birlikte Türkiye’de pediatrik kardiyoloji ve kalp cerrahisinde gelinen noktada minicik yüreklerin hayata kazandırılmasına tanık oldukça hem ülkemizin doktorları ile büyük gurur duyuyor, hem de tüm hasta ailelerine ve yakınlarına verdiği umut nedeniyle mutluluk duyuyorum. “Sizin de bir kalp kardeşiniz olsun” projesini gönülden destekliyorum.

BORA KOZANOĞLU , Türkiye Rüzgar Sörfü Şampiyonu

DAHA BİR YAŞINI BİLE DOLDURMAYAN BEBEKLERİN, doğdukları andan itibaren hayata tutunma mücadeleleri; doktorları ile yaptıkları işbirliği ve ailelerinin verdiği mücadele yüreklere işliyor. Ülkemizde kalp cerrahisinde kazanılan başarılar büyük umut veriyor. Bununla birlikte doğumsal kalp hastası olarak her yıl dünyaya gelen yaklaşık on üç bin bebek ile üç milyon civarında koroner kalp hastası yetişkinin sağlıklı bir hayat sürmesi kardiyoloji ve kalp cerrahisi merkezlerinin fiziki alt yapısının; teknolojik donanımının; tıbbi kadrolarla verilen hizmetlerin geliştirilmesine bağlı. Dünya Sağlık Örgütünün on ila on beş yıl sonra kalp hastalıkları ve depresyonun başlıca sağlık sorunu olacağı öngörüsünden çok etkilendim. Toplumun her kesiminin ve bütün kurumların ciddiye alması gereken raporlar bunlar. Bu kitabın toplumsal duyarlılığı arttırmaya vesile olacağına inanıyorum. Çocuk Kalp Vakfının yürüttüğü toplumsal yardımlaşma projesi olan Kalp Kardeşliği Hareketini gönülden destekliyorum.

OKTAY KAYNARCA, Oyuncu

YAŞAM KOÇLUĞU YAPTIĞIM KİŞİLERDE hep aynı döngüyü görüyorum. Yaşadıkları zorluklarda kendilerini yalnız hissetmeleri ana sorun. Genç kızlığımda yaşadığım gizli depresyonun da ana kaynağı, kendimi yalnız hissetmemdi. Sanki bu yaşadıklarımı bir tek ben tecrübe ediyormuşum; başka kimse bunları yaşamıyormuş gibiydi. Halbuki hiç de öyle değilmiş. Benim gibi yaşayan, hisseden çok kişi varmış. Kendimi workshoplara atıp, “Ah, bir dakika ben bu yolculukta yalnız değilmişim” diyebildiğim an, bana karanlık bir tünelin sonunda ışık görünmüştü. Sezgim bu kitabın, bu tip sorunlar yasayan kişilere ışık tutacağını söylüyor. Sonuçta, farklı biçimlerde, farklı yaratımlar ve sorunlar yaşasak da aynı geminin yolcusuyuz hepimiz. Birbirimiz için var olabilmek, birbirimize "yalnız" olmadığımızı hatırlatmak çok değerli bir armağan. Pürlen’in ve Çocuk Kalp Vakfı’nın, bu armağanı kalpten verdiğine inanıyorum.

Esra Banguoğlu OĞUT- Yaşam Koçu

HANİ BAZI ANLAR VARDIR; bütün algıların durduğu, zamanın ve diğer her şeyin donakaldığı anlar… İşte bu anlardan birini çok sevdiğim kuzenimin yeni doğan oğluyla ilgili haberi öğrendiğimiz zaman yaşamıştım. Doğmasını heyecanla beklediğimiz minik kuzenimizin doğuştan gelen kalp sorunları olduğunu öğrendiğimde, söylenenlerin tek kelimesine bile inanmamıştım. İnsan kabullenene kadar bazı şeylerin kendi başına veya sevdiklerinin başına gelebileceğine inanamıyor nedense. Öyle ki bir tür inkâr içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. Durumu olduğundan daha “hafif” görme eğiliminde oluyorsunuz. İtiraf edeyim bana böyle olmuştu. Sonrasında, durumun kritikliğini idrak etmeye başladığım zaman da ne düşüneceğimi şaşırmıştım. Minik kuzenimizin olması gereken ameliyat, o yıllarda, “kalp cerrahisinde ulaşılan en üst aşamalardan biri” olarak kabul ediliyordu. Bu haber bütün ailenin üzerine adeta tsunami dalgası gibi kapanmış; hepimizi allak bullak etmişti; doğumla gelen mutluluk hissi yerini büyük bir endişeye bırakmıştı. Yoğun bir kaybetme korkusu, yıkılma, telaş, hüzün… Bir de bu duygulara zaman baskısını ve ameliyat seçeneklerini gözden geçirmeyi -yani canınızın geleceği ile ilgili karar verme sorumluluğunu- ekleyin! Düşüncesi bile insanı ürküten bu kadar zorlu bir süreci göğüsleyip, hızla karar vermeyi başaran kuzenimle eşini her zaman çok cesur bulmuşumdur. Minik kuzenim başarılı bir ameliyat geçirdi. Yoğun bakım süreci de sorunsuzca atlatılmış, nihayet taburcu olmuşlardı. O sabah bebeği ilk defa kucağıma alacağımı düşünmenin heyecanıyla gittim onlara. O gün tanık olduğum sahne hâlâ gözümün önündedir: Benden on üç yaş büyük olan; her zaman ağabeyim olsun istediğim; benim gözümde genç, ele avuca sığmaz, evlenmesi bile bir mucize olan deli dolu kuzenim kapıyı üstünde beyaz bir önlükle açtı. Beni kolumdan tutup sürüklercesine bebek odasına götürdü ve minik oğlunun kakasının yeşilimsi tondan, kahve tonlarına dönmeye başladığını yüzündeki mutlu ifadeyle anlatmakla kalmadı, aynı zamanda gösterdi. Bugün boyu benim boyumu çoktan geçmiş olan o minik bebeğin bütün bu yaşadıklarından; ameliyatını hatırlamasa da göğsündeki ameliyat izinden ve rutin kontrollerden nasıl etkilendiğini hep merak ederdim. Üç sene kadar önce, rutin kontrollerinin yapıldığı sırada ben de yanlarındaydım. Doktorları ile yakın ilişkisi, şakalaşmaları aklımdaki bütün soruların cevabını veriyordu. Kuzenimin iyileşmesine sevinirken aynı durumda olup da veya herhangi başka sağlık sorunu yaşayıp da deva bulamamış bebekler için içim sızlamaya devam ediyor. Bilginin, bilinçlenmenin ve erken müdahalenin hayat kurtardığına bizzat tanıklık etmiş biri olarak bu kitabın amacının çok kıymetli olduğunu biliyorum. Ayrıca bu kitabın, aynı sorunları yaşayan pek çok kişiye duygudaşlık edeceğini; moral vereceğini; yalnızlık duygusunu içlerinden söküp alacağını; toplumsal bilincin ve duyarlılığın artmasına katkıda bulunup bu sayede başka minik hayatların kurtarılmasına aracı olacağını düşünüyorum. Emeği geçen herkese saygılar sunuyorum…

GAYE GÜRSEL , Oyuncu

Pürlen, tanıdığım insanlar arasında hayata o denli pozitif bakan, şen matrak, negatif havayı bile dağıtacak espri gücüne sahip, dobra ve muhabbeti sağlam bir kadındır; üstelik de en zayıf halkadan hayatın tokadını yemiş olmasına rağmen. Belki de hayatın cilvesi onu bu denli güçlü ayakta tutabiliyordur; bilmiyorum. Ancak insan yavrusuna gelebilecek en küçük bir fiskeden bile dağılabiliyorken, çocuğu doğduğu andan itibaren kalp sorunu ile uğraşmak yıkar geçer adamı diye düşünüyorum. Hikâyesini dinledim uzun yıllar önce. Öylesine bir tablo idi ki gördüğüm, her şey o kadar normal idi ki, geçmiş-bitmiş, sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi. Oysa ne fırtınalar esmişti kim bilir içlerinde. Kitabı okuyunca yüzleştim. Diğerlerine de ses olabilmek adına almış kalemi kağıdı eline Pürlen, beş yürek çarpıntısı hikayeyi yazmış. Geçtiğimiz yaz öğrenmiştim bir kitap yazdığını. Sonra piyasaya çıktığı haberi geldi. Sosyal ağlarda paylaşıldı. Bir gün elime ulaştı bana özel imzaladığı kitabı. Koydum başucuma. Söyleyemedim Pürlen’e “elim varmıyor, içim el vermiyor. Korkuyorum okumaya” diye. Onun ve onun gibilerinin birebir yaşadıklarını düşündükçe ne ayıp ediyordum oysa. Ve bir gün elime aldım sonunda Benim Küçük Kalbimi. Ertesi günü de bitmişti zaten. Kitapta anlatılan 5 minik kalp ile heyecanlandım, üzüldüm, delirdim, sonunda sevindim neyse ki… Daha çok duyulsun, daha çok insan yardım elini uzatsın haydi! O minik kalplerin de yaşamaya hakkı var! Kalp kardeşi olmak çok da zor değil aslında. Siz de geliri Çocuk Kalp Vakfı’na giden bu kitabı alarak, bir kalp kardeşi olabilirsiniz. Kalp kardeşi olmanın yanı sıra okuyun o minik kalplerin hikâyesini ve sonra açın ellerinizi Allah’a ve bir dua edin, en önemlisi şükredin. Medya ve Okur yorumları,

ZEYNEP BRAGGİOTTİ , Yazar

Bir kitap okudum. Adı ‘’Benim Küçük Kalbim’’, müthiş etkilendim. Yazarı yakın bir arkadaşım Pürlen Kıyat Karakuş… İzmirli, Çocuk Kalp Vakfı gönüllüsü. Oğlunu üç günlükken ameliyat masasına teslim eden bir anne. Bu minik kalp; yaşama tutunma isteği ile açık kalp ameliyatında mucizeler yaratmış. Şu anda son derece sağlıklı 17 yaşında bir genç. Oğlu ile yaşadıklarından yola çıkıp, duygu dolu satırlarıyla kalp hastalıklarıyla savaşan diğer aile ve çocukların ailelerinin umudu olmuş. Son derece akıcı bir dille yazılmış, gerçek hikâyelerin yer aldığı bu kitap ne kadar çok okunur, ne kadar çok insana ulaşırsa, o kadar çok kalp hastası çocuğun umudu olacak. Çünkü Pürlen; kitabın gelirini Çocuk Kalp Vakfına bağışlıyor. Müthiş bir proje, beni heyecanlandıran örnek bir girişim… Çocuk Kalp Vakfı Yönetim Kurulu başkanı ve Kalp Cerrahı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu ‘’Çocuk Kalp Cerrahisi’’ dalında dünya çapında bilinen uzmanlardan birisi. Vakfın öncelikli amacı; ‘’Sizin de bir kalp kardeşiniz olsun’’ sloganıyla toplumu bilinçlendirmek, duyarlılık sağlamak. ‘’Benim Küçük Kalbim’’ kitabı büyük hedeflere ulaşmada atılan adımlardan birisi. Ben çok etkilendim. Sizin de etkileneceğinizi biliyorum…


DENİZ SİPAHİ Hürriyet Gazetesi, 22.02.2013

Öyle veya böyle yaşanıyor hayat. Günlerin birbirini kovalaması hiç bitmiyor. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş, kimi zaman sıradan bir rutinin içinde, kimi zaman şaşkınlıktan dilini ısırtacak derecede sıra dışı bir şekilde… Hayat birçok şey gebe, bir sürpriz sunucusu sanki. O çokluğun içinde hoşa gitmeyen sürprizlerin de yeri var. Sıradan döngüler içerisinde yaşayıp giderken insanın aklının ucundan bile geçmeyen sevimsiz sürprizler, hiç beklenmedik bir anda dimdik karşısına dikiliverebiliyor. Herkesin… Hiçbir istisna olmadan… Nedense hoşa gitmeyen durumların kendi başına gelebileceğine inanmaz insan. Sanki hep ayrıcalıklıdır, hep özeldir… Amma velâkin, hiç kimsenin bir ayrıcalığı yok… Benim Küçük Kalbim kitabının kapağını kapattığımda aklımdan bir çırpıda geçiveren ilk düşünceler bunlardı… Pürlen Kıyat Karakuş… Eminim bebeği olacağı haberini ilk aldığında aklında bebeği için hazırlayacağı odanın; tutacağı minik ellerin ve binlerce başka hayalin arasında sağlık sorunları yaşamak yoktu. Neden olsun ki? Kimin olur ki? Ama olmuş işte. İster bir sınav diyelim, ister bir tesadüf ya da başka bir şey. Yaşadıkları sonrasında yalnız olmadığını fark etti. Kalp anomalisi ile doğan ve doğabilecek birçok minik bebek vardı. Kendi içindeki sevgiyi de paylaşmaya karar verdi. İçindekileri döktü kâğıda. Hayatın gündelik koşturmalarından uzaklaştırdı kendini. Hayat da ona bu fırsatı sundu, iyi ki de sundu. Kitabı aldığınızda sosyal güvencesi ve maddi imkânı olmayan ailelerin bebeklerine sevginizin eli uzanacağı gibi, kitabı okuduğunuzda da fark edeceksiniz ki sevgi satırların arasından çıkmış elinizi tutmuş ve size güç vermiş. Sevginin uzattığı eli görmezden gelmediğimiz günler dilerim… Özlem Çetinkaya

ÖZLEM ÇETİNKAYA Cumhuriyet Gazetesi, 26.03.2013

Henüz birkaç günlükken olabilecek en büyük kalp ameliyatını geçiren, üstüne 17 yaşına gelmeden bir anjio, bir stent, bir de balon operasyonu geçiren Doruk ile üç günlük bebeği için ‘’sadece yarım günlük ömrü kaldı ‘’ sözleriyle bayılan, ama çareyi her yerde arayıp bulan annenin hikayesi var bugün. Pürlen Kıyat Karakuş, ailesiyle geçirdiği onca badireden sonra iki yıl önce büyük bir duygusal yıkım yaşamış ve aynı şeyi yaşayan diğer ailelere yardımcı olabilmek amacıyla bu hikayeleri kaleme almaya karar vermiş. Çocuk Kalp Vakfı’nın destekleriyle yayınlanan ‘’Benim Küçük Kalbim’’ çocukları için mücadele eden anne ve babaları anlatıyor. Kitabın geliri ülkemizde her yıl 13 bin çocuğumuza kucak açan Çocuk Kalp Vakfı’na aktarılıyor. Çocukları için dünyaları devirebilecek tüm annelere sevgiyle…

AYÇE DİKMEN Hürriyet Gazetesi, 12.05.2013

Benim küçük kalbim ile pek çok mucizevi hayata tanıklık ettim. Özellikle de kalp cerrahı olmak istediğim için bu kitabı çok sevdim... Örnek aldığım Prof. Dr. Tayyar Saroğlu ve Ayşe Sarıoğlu gibi çok önemli başarılara imza atma şansım olması en büyük dileğim.


Ş.K.

Kızımın anjiosu sırasında aldım kitabınızı. Okurken o kadar çok ağladım ki, yazılan her şeyi bire bir yaşadım ameliyat sırasında. Bizim yaşadıklarımızı o kadar güzel anlatmışsınız ki, hem hikâyelerin kahramanlarına, hem de size çok teşekkür ederim. Kitabı saklıyorum. Kızım büyüyünce ona da okutacağım.


D.S.A.

Bu kitabı okurken kendimi buldum. Defalarca sıkılmadan tekrar tekrar okudum. Elinize, emeğinize sağlık.


S.Ö.

İlk başlarda bunu bir tek ben yaşadım, bu yarayı ben bilirim derdim. Ta ki Benim Küçük Kalbim kitabını okuyana kadar… Baktım ki acı ortak, mücadele ortak, benim yaşadıklarımın aynısını yaşayanlar var bu kitapta. Bu kitapta ‘’BİZ’’ olduğumuzu gördüm.


E.B.Ö.

AVŞAR KIZIN'DAN ALKIŞLANACAK HAREKET - MİNİK KALPLERE BÜYÜK DESTEK 

Hülya Avşar, yazar Pürlen Kıyat'ın gelirini Çocuk Kalp Vakfına bağışladığı "Kahramanlar Sadece Masallarda Olmaz" kitabını aldı. Çalışma odasında okumaya koyulduğu kitabın fotoğrafını instagram hesabından paylaştı.

Hülya Avşar çektiği fotoğrafı Instagram hesabından "Pürlen Kıyat'ın yeni eseri tüm İnkilap Kitabevi satış noktalarında. Üstelik minik kalpler yararına... " notuyla takipçileriyle paylaştı.  

 


HÜLYA AVŞAR

Merhaba Pürlen hanım; Kitabınızı bu gün aldım ve neredeyse bir solukta okudum. Okuduklarım beni hatırlamadığım hatıralarıma kadar götürdü. Çok küçükken (3.5yaş)ben de açık kalp ameliyatı geçirdim, kontrollerim belli periotlarla devam ediyor şimdi iyiyim çok şükür. Bu kitabı yazdığınız için size çok teşekkür ederim. Çünkü o yaşanmış öyküleri okudum ve ben yalnız değilim dedim... ''Cesur yürek bir okurdan'' Çocuklar konusunda pek çok insan gibi hassasım. Bu nedenle biraz tedirgin, biraz meraklı biraz da düşünceli aldım kitabınızı. Sanırım ilk kez bir kitabı yaklaşık üç saatte bitirdim. Öykülerin derinliği kadar akıcı üslubunuz da etkili oldu bunda diye düşünüyorum. Okurken tanımadığım insanların öykülerini adeta içselleştirdim, onlarla beraber güldüm ya da duygulandım kitabı okuyan çoğu kişi gibi. Yaşanan duyguyu o kadar yalın aktarmışsınız ki, önce bunun için kutlarım sizi. Bu uğurda emek veren herkese teşekkür ederim. B.A.inci tesekkurum ise, gonul verdiginiz bu proje icin, size ve emegi gecen herkese... Bu projeye elimden gelen destegi verecegim, asil dilegim kimsenin boyle bir tabloyla karsilasmamasi tabi ki ama hayatin getirilerine (kitapta da belirtildigi gibi) olgun bir kabullenisle yaklasmak gerekiyor. Bu yuzden kucuk bir kalp kardesimin olmasi 'fikri' bile beni cok heycanlandiriyor. Bu kitabi herkes okumali.. Bir kez daha tesekkurler :)


E.B

Kitabınız elime geçtiği gün evim yanmıştı. Dahası hem iflas etmiş, hem kızıma kalp anomalisi teşhisi konmuştu. Yanmış evimiz söndürüldü ve ben salonun ortasına oturdum. Çaresizlik ve isyan içindeydim. Sonra kitabı okumaya başladım. Hıçkırıklarla ağlıyor ardından çok zorlu ameliyatları bile atlatan ailelerin hikâyesine tanık oldukça gülüyordum. Benim gibi hem parasal çaresizlik hem de sağlık problemi olan nice insan vardı ve kahramanların hiç biri pes etmemişti. O gün saatlerce yanık evin içinde kitabınızı okudum ve son sayfasına geldiğimde, sanki yeniden doğmuş gibi cesaretle doluydum. Bu kitap benim sadece sağlık değil, hayata dair mücadele gücümü tekrar kazanmama neden oldu. Bu nedenle değerini sözcüklere sığdıramam. Yüreğinize, emeğinize sağlık.

M.A.

Her hikâyedeki çocuk benimdi sanki… Hastalığı öğrenip kabullenme aşaması arasındaki korku, telaş, hüzün, yine kabullenme aşamasında karanlık, cesaret, tevekkül ve umut.. Son olarak ameliyat sonrası taburcu olunduğundaki sevinç, gözyaşı, şükür…

Daha ne denilebilir ki, elinize yüreğinize sağlık.

 


S.E.T.

Hamileyken bebeğime ilk teşhis konduğunda okudum kitabı. Bebeğimi doğurmam için cesaret umut verdi bana. Her hikâyede çok duygulandım. Şimdi bebeğim doğdu ve kalp rahatsızlığına dair çok şey öğrendim. Bir kez daha okuyacağım.

A.A.

Benim Küçük Kalbimi okuduğumda hamileydim ve oğluma teşhis konulmuştu. Doktorlar anomalinin riski nedeni ile bebeği aldırmamı önerdiler. Kitabı okuduktan sonra öylesine zor vakaların çözüm bulduğuna tanıklık ettim ki, kitabı kapattıktan sonra umutla doldum ve bizim de başarabileceğimize inandım ve bebeğimi doğurmaya karar verdim. Bir dizi operasyondan geçti bebeğimiz. Kolay olmayacağını biliyorduk ama şu anda son derece sağlıklı ve yanımızda… Bu kitap sadece ümit aşılamıyor, aynı zamanda bilgi aşılıyor. Yüreğinize sağlık.

T.Ç

Benim Küçük Kalbim kitabını defalarca okudum. Belki yirmi belki otuz kere. Her okuduğumda sanki ilk defa okuyor gibi gözyaşları, hıçkırık, sevinç hepsi bir arada… Bu kadar mı güzel, bu kadar mı akıcı ve sürükleyici yazılır. Tek kelimeyle mükemmel… Emek veren herkese gönülden teşekkürler.

D.M.A.

Sizde duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz...